Psikolog - kişi ve ailesi arasındaki etkileşimin önemi
Gerek sorunun anlaşılmasında, gerekse sorunun çözümünde psikolog – danışan ve ailesi arasındaki iletişim ne kadar iyi olursa o kadar iyi sonuç alınır. Bunun için karşılıklı anlayış, iletişime açıklık ve yardımlaşma gerekir. Karşılıklı güvenin kurulması çok önemli.
Soru sormaktan çekinmeyin, psikologun anlattıklarını anlamamışsanız anladık deyip geçiştirmeyin,mümkün olduğu kadar anladığınızdan emin olun.
Aileler, çocuklarını götürdüklerinde, onlar ve kendileriyle ilgili bilgi vermekten çekinmemeli açık ve anlaşılır bir konuşmayla sorulan sorulara cevap vermelidir.
Terapide başarılı olunması için çocuğun verilenleri alabilecek duruma getirilmesi, verilen uygulamaların çocuk ve aile tarafından yapılması, terapiye anne-babanın da katılması, aile ilişkileri ve ailedeki sorunların ve çevrenin iyileştirilmesi ve düzenlenmesi önemlidir.Ailenin ve çevrenin terapiye dahil olması çocuğun gelişimini olumlu yönde etkiler.
Terapi için, anne ve babanın yanında, çocuğun çevresindeki kişilerden, öğretmeninden de bilgi alınması gerekli olabilir.
Çocuğun problemlerinin genelde aileden ve çevreden kaynaklandığını biliyoruz,ancak bu konuda anne-baba gerekli girişimi yapmakta isteksiz olabiliyor.Örneğin bazen çocukta bir sorun yokken anne ya da baba veya her ikisi de ciddi problemler yaşıyor, ancak bunu çözmek veya sorunlarıyla yüzleşmek için istekli olmadıklarında çocukla ilgili problemi çözmek çok zor olabiliyor.Eğer kendi problemleriniz olduğuna dair bir uyarı almışsanız onu çözmekten kaçınmayın.
Aynı şekilde bireysel başvurularda da kişi, kendisi hakkında bilgi verirken, kendini kapatıp direnip direnmediğine bakmalıdır, kendini saklıyor mu, konuşmaya çalışıyor mu ya da utanıyor mu?
Yetişkinler ve ergenler terapiye girerlerse psikologu iyi dinlemeli, ona güvenmeli, sorulan soruları açık olarak cevaplamalı, çözüm ve değişim için istekli olmalıdır.
Unutmayın ki, psikologun amacı sizi yargılamak, eleştirmek değil, size yardım edebilmek sıkıntılarınıza çözüm bulmaktır.
Herhangi bir psikolojik rahatsızlığınız olduğunda psikologa da psikiyatriste de gidebilirsiniz. Psikolog ilaç vermeyip, çeşitli teknikler kullanarak size terapi yapar. Psikiyatrist ise daha çok ilaçlarla tedavi uygular ve daha çok sorunların tıbbi yönüyle ilgilenir. Bazı rahatsızlıklar ve sorunlar ilaç almadan sadece terapiyle düzeltilebilirken bazı hastalıkların düzelmesi için öncelikle ilaç alınması şarttır. İlaç gerekli olsa bile, ilaçla birlikte terapi alınması da çok önemlidir.
Duruma bağlı olarak terapi kısa da sürebilir uzun da, aylarca hatta yıllarca süreni de var.
Bazen terapinin işe yaraması için belli bir zamanın doldurulması ve birikimin olması gereklidir.
Terapi süreci boyunca kişi, sabırlı olmalı çözüm ya da değişimin kalıcı olması için sağlam olması gerektiği unutulmamalıdır.
Bunu bir binanın yapımına benzetirsek binanın temelleri atılmışken, daha tuğlaları örülmeden kişi terapiyi yarım bırakabilmektedir.Örneğin pek çok kişinin iyileşememesinin nedeni kullandığı ilaçları yarıda bırakması ya da büyük bir emekten sonra, beklide tam sonuç alınacağı sırada terapiyi terk etmesidir.
Terapiyi sürdürmek ve bir sonuç alıncaya kadar sabretmek çok önemlidir.
Maddi ve manevi emek verdikten sonra terapiyi yarım bırakmak doğru değildir.Eğer terapinin bitmesi gerekiyorsa psikologunuz bunu zaten size bildirecektir.
Terapilerde belki yüzlerce belki daha fazla yöntem olabilir, bilinen yöntemler (duruma en uygun olanından başlanarak) sırayla uygulanacaktır.
Unutmamak gerekir ki her birey kendine özeldir.Bu nedenle bir kişide işe yarayan bir yöntem diğer kişide işe yaramayabilir ya da süresi daha uzun olabilir.Farklı bir yöntem uygulamak gerekebilir ki bu da terapi süresinin uzaması anlamına gelir.
Unutmayın ki terapinin uzun sürmesinin veya başarısız olmasının en önemli nedenlerinden biri kişinin kendini kapatması, direnmesi ve gerekli bilgileri psikologdan saklamasıdır.
Psikologun sihirli bir değneğe sahip olduğunu sananlar hayal kırıklığına uğrar.
Sizin emeğiniz, çabanız,değişme isteğiniz, gerçek anlamda katılımınız olmadan psikolog size yardımcı olamaz.
Çocukların eğitimi ile ilgili yöntemler uygulanırken söylenen uygulamaların, anne tarafından gelişigüzel uygulandıkta sonra dönüp uzmana,”Biz sizin söylediklerinizi zaten biliyoruz ve yapıyoruz” demeleri terapi için engeldir ve çocuğun ilerlemesini durdurur.
Aslında anne farkında olmadan direnmektedir.Psikologun çocuğa veya yetişkine vermesi gerekenleri verebilmesi için, çocuğun veya yetişkinin bunu almaya hazır hale getirilmesi gerekir.Bunun için bir takım temel derslerle terapiye başlanabilir.Örneğin bir çocuğun konuşma problemi varsa ve bu çocuk zihinsel ve bedensel becerileri de eksikse önce bunları iyileştirebilmek için çalışılır,sonra konuşma ile ilgili çalışmaya geçilir.Kağıt kalem becerileri,kalem tutma,kavramları bilme ve kullanma, çalışma ortamına uyum vb. konuşmaya geçmeden önce uygulanır.
Yetişkinlerle ilgili terapide de yetişkin iletişim kurabilecek düzeyde değilse öncelikle onun rahatlatılması ve iletişime açık hale getirilmesi gerekir. Karşılıklı iletişim ve güvenin sağlanması terapideki başarının ilk ve en önemli adımıdır.


