Geçmişte Yaşadıklarımızdan Kalanlar Hayatımızı ve Sağlığımızı Tehdit Ediyor!

Yeni Sayfa 1

Hepimiz çocukluğumuzdan itibaren bizi derinden etkileyen olaylar yaşamızdır.

Ailede, çevrede, okulda veya işte yaşadığımız, canımızı yakan bizi derinden sarsan bu olaylar belleğimize kazınır ve yıllarca bizimle birlikte yaşar ve hayatımızı etkilemeye devam eder. Biz onları unuttuğumuzu zannederken onlar her an karşımıza çıkmaya devam eder.

Bu nasıl olur;

Herhangi bir yaş veya zamanda yaşadığımız bir olayı düşünelim, bu olayı yaşarken canımız yanar, üzülür, kızar, gerilir ve sarsılırız. Olaya bedensel ve davranışsal tepkiler veririz. Olay o an yaşanmıştır ve bitmiştir, hayatımıza devam ederken her şey bitmiş gibi görünür. Ancak biz olaya zihinsel tepkiler de veririz. Olay hakkında, olayı yaşatan kişi hakkında ve kendimiz hakkında pek çok şey üretiriz. Ve artık yaşadığımız şey yaşandığı andaki gibi değildir; değişmiş, biçimlendirilmiştir ve zihnimizin istediği şekle sokulmuştur. Bu değiştirilmiş haliyle bilinçaltımıza atılır ve orada yaşadığımız hayat boyunca bizi etkilemeyi sürdürür, bunu yaparken de bir yandan da beslenir ve güçlenerek etki alanını genişletir.

Bunların pek çoğu travmatik olaylardır ve hayatımızın her alanını olumsuz etkileyebileceği gibi sağlığımızı da tehdit eder.

Bu tür yaşantılara bazı örnekler;

(Çocukluktan ölüme kadar yaşanabilir)

1) Şiddete maruz kalma.

2) Tacize veya tecavüze uğrama.

3) Aşağılanma

4) Aşırı eleştiri ve yargılanmaya maruz kalma

5) Dayak yeme

6) İşkence görme

7) Kaza geçirme

8) Deprem, sel, yangın vb. doğal afetlere maruz kalma

9) Kanser vb. ciddi rahatsızlıklar geçirme

10) Vücudun belirli yerlerini çeşitli sebeplerle kaybetme

11) Anne, baba, kardeş, evlat, eş ve sevilen insanların kaybedilmesi

12) Aldatılma, haksızlığa inanma

13) Sevilen kişi veya sevilen mekânlardan ayrı kalma, gurbete düşme.

14) Sağlıksız bir aile ve ortamda büyüme, anne-baba arasındaki çatışmalara maruz kalma

15) Ana-babasız büyüme

16) Horlanma, küçük görülme

17) Kaldırılamayacak sorumluluk altında yıllarca ezilme

 

 

Sağlımızı olumsuz etkileyebilir;

Psikolojik kaynaklı rahatsızlıklara yol açar, mide ağrıları, bağırsak sorunları, kalp sorunları, görme ve duymada problemler, kollarda, bacaklarda veya tüm vücutta tutulma, uyuşma ve felç.Ellerde titreme, saç dökülmesi, cildin ve vücudun erken çökmesi ve yaşlanması.

Psikolojik rahatsızlıklara zemin hazırlar;Depresyon, panik atak, sosyal fobi, stres, konversiyon bozukluğu (Somatoform bozukluklar), dissosiyatif bozukluklar, cinsel bozukluklar, yeme bozuklukları, kişilik bozuklukları, madde kullanımı, ilişki bozuklukları vb.

 

 

Kişiliğimizi olumsuz etkileyebilir;

Çocukluktan başlayarak yetişkinliğe kadar süren ve kişiliğimizin oluşmasında etkili olan dönemin sağlıksız geçmesine neden olarak bozuk kişilik özelliklerine sahip olmamıza yol açabilir.

 

Okul hayatımız üzerinde,

meslek seçimi ve iş hayatımız üzerinde olumsuz etkileri olabilir;

İş hayatımızda, motivasyonumuzu, performansımızı ve başarılı olmamızı etkiler.

Okulda iken, kendimizi gerektiği gibi okul hayatımıza veremeyiz, dikkatimiz dağınık olur, motivasyonumuz düşük olur, dinleme becerimiz zayıf olur, isteksiz ve yorgun olmamıza sebep olur. Hedeflediğimiz başarıyı elde etmemizi engeller.

Ömrümüz boyunca yapacağımız, bu yüzden sevdiğimiz ve verimli olacağımız işi ve mesleği seçmemiz gerekirken yaşadığımız travmaların etkileri yanlış meslek seçmemize sebep olabilir.

İş hayatımızda hak ettiğimiz başarıyı elde etmemizi, işimizde daha üst mertebelere gelmemizi engelleyebilir.

 

Aile hayatımızı çok olumsuz etkileyebilir;

Aile ortamında gergin davranmamıza, aile bireyleriyle sorunlar yaşamamıza neden olur.

İyi bir anne, baba, kardeş ya da evlat olmamıza engel olur, yani iyi ilişkiler kurmamızı engeller, sorunluluklarımızı üstlenmemize de mani olur.

 

Sosyal hayatımızı olumsuz etkileyebilir;

İnsanlarla sağlıklı ilişkiler kurmamıza engel olur, ilişkilerimiz zayıf kalabilir ya da tamamen kopabilir.

Başta ailemiz olmak üzere çevremiz, arkadaşlarımız ve iş arkadaşlarımızla doyumlu ilişkiler ve paylaşımlar yaşamamızı engeller veya aksatır. Gerginlik ve sıkıntılar içinde kalarak hayatımızı tatsızlaştırabilir.

Kısacası yaşadığımız bu olaylar bilinçaltımızda yaşamaya ve büyümeye devam ederek iş, aile, sosyal hayat ve sağlımız üzerinde olumsuz ve çok derin izler bırakır.

 

Örnek Olay;

 

( Örnek olaydaki isim danışanlarımızın özel hayatlarına duyduğumuz saygıdan dolayı gizli tutulmuştur)

S. Ö. , 26 yaşında, evli, bir çocuk sahibi.

Sevgi dolu bir aile ortamında büyüyen S., 18 yaşındayken depremde bazı yakınlarını kaybetmiş ve depremin şokunu uzun süre üzerinden atamamıştır.Bu olay ergenlik dönemi sorunlarıyla birleşince danışanımız depresyon geçirmiş. Bir süre hastanede tedavi gördükten sonra tedaviyi yarım bırakarak evliliğe karar vermiştir. Ancak evlilik öncesi ve sonrası pek çok sorunlar yaşamış; kendi ailesi eşini istemezken, eşinin ailesi de onu istememiştir. Çok sevdiği babasına rest çekerek eşiyle evlenmiş, uzun süre aile desteğinden mahrum kalmıştır. Evliliğinin ilk döneminde eşinin annesiyle pek çok sorunlar yaşamış, Bir süre sonra eşiyle de kavga ve huzursuzluklar yaşamaya başlamıştır. Bu yaşanılanlar onların sosyal hayatları ve cinsel hayatları üzerinde de olumsuz etkiler yaratmıştır. Okula başlayan çocuklarına bu kavgalar yansıyınca çocukta hırçınlık ve derslerinde başarısızlık görülmüş, çocuğundaki bu durumu fark eden S., bundan dolayı kendini suçlamış, suçluluk duygusuna ek olarak sorunlarını kimseye açamadığı için yalnızlık duygusu da yaşamaya başlamıştır.

Tüm bu olanların birikmesi sonucunda S., evlilik öncesinde ve sonrasında belirtilerini yaşadığı depresyonu yoğun olarak tekrar yaşamaya başlamış, Ancak bu sefer depresyonun yanında bayılmalar, ellerde ve vücutta kilitlenmeler ve uyuşmalar olmaya başlamış, işine gidemez, sorumluluklarını yapamaz hale gelmiştir.

Bize geldiğinde S., eşiyle boşanmak üzereydi, çok gergin ve bir o kadar da güçsüzdü.. Hayatındaki her şeyden vazgeçmişti, hiçbir şeyden tat alamadığından şikâyetçiydi, yemek yiyemiyor, ne yese kusuyordu, hiç uyuyamıyor, halsizlikten, ellerindeki titreme ve bayılmalarından şikâyet ediyordu.

Yaklaşık 6 aylık düzenli terapiden sonra S., eskisinden daha iyi ve güçlü hissediyordu. Eşiyle boşanmaktan vazgeçmişler, işine yeniden başlamıştı. Çocuğunun hırçınlığı geçmiş ve okulda daha başarılı bir çocuk olmaya başlamıştı. Depresyonla ilgili belirtiler ortadan kalktığı gibi psikolojik kaynaklı bedensel rahatsızlıkları da kaybolmuştur.

 

Ne Yapmamız Gerekiyor

 

Genelde bu tür durumlarda yakın bir dostumuza veya bizi anlayacağını düşündüğümüz kişiye içimizi döker bizi anlamasını, yol göstermesini isteriz. Yapacağımız bu konuşma bizi rahatlatabilir, bize bazı çözüm yolları da sunabilir, ancak genelde bu çok nadir olur. Çoğunlukla dertleştiğimiz insan bizi gerektiği gibi dinlemeyecek kendini tavsiyelerde bulunmak ve çözüm üretmek zorunda hissedecek, bildiği kadarıyla bize yardımcı olmaya çalışacaktır. Tabi her şeyimizi paylaşabilecek bir dostumuz olacak kadar şanslıysak. Böyle olsa bile çoğunlukla dostumuzun söyleyeceği şeyler daha çok bizi rahatlatmaya yarayacak soruna gerçekçi çözümler getiremeyecektir. Hatta yanlış verilen bilgiler yanlış şeyler yapmamıza ve sorunumuzun daha da çok büyümesine yol açabilir.

Örnek olay; bir yıldır depresyon yaşayan bir danışanımız tüm uyarılarımıza rağmen(“Bu konuda uzmanlar dışında kimseyle konuşmayın” diye) gidip bir yakınına sorununu açmış, o yakını da ona bunun iyileşmeyen bir hastalık olduğunu bir arkadaşının 2 yıldır bu hastalıkla boğuştuğunu söylemiştir. Bunu duyan danışanımız iyileşebileceğine dair inancını kaybederek yıkılmıştır. Böyle bir şey yapmış olması tedavinin gecikmesine sebep olmuştur. Oysa kendisi kararlı bir şekilde terapiye devam etmeye ikna edildikten sonra 4 ay sonunda rahatsızlığından kurtulmuştur.

Bu yazının bütününde anlattığımız konuyla benzer bir sorun yaşadığınızı düşünüyorsanız vakit kaybetmeden bir psikologa ya da psikiyatriste başvurun. Sabırla başladığınız terapiyi sürdürün.

Yaşadığınız geçmişin kalıntılarının zihninizde yarattığı engellerle hayatınızı sürdürmeyin, unutmayın bu engeller ya sizi zaman içinde hasta eder ve sağlığınızı tehdit eder ya da hayatınızı istediğiniz gibi veya gerektiği gibi yaşamanıza engel olur.

 

“Hayatımızdaki en büyük engeller yaşadıklarımızdan kalan kalıntılar ve yarattığımız sonuçlar veya hatıralardır. Bu hayat bizim, onu bize verilenlere göre değil hak ettiğimizi düşündüğümüz gibi yaşamak için çalışmalıyız.”

 

Uzman Psk. Mesur EREZ

Son Güncelleme (Cuma, 02 Ekim 2009 21:24)

 

Özel eğitim ve engelli çocuklarımızın eğitimi ve yetiştirilmesi söz konusu olduğu zaman kurum olarak aklımıza gelen ilk şey,

“Bu çocuk bizim çocuğumuz, kendi çocuğumuz için ne yapabiliriz”

olur. Ve onun için en iyisini yapabilmek amacıyla 6 yıllık tecrübelerimizle yetinmeyip araştırmalar yaparak onu en kısa zamanda yaşıtlarına yetiştirmeyi ve hayatını ona geri kazandırmayı hedef olarak belirleriz!
Duyurular
Lütfen not ediniz.
Yeni Adresimiz:
Yenigün Mah. Bakırköy Cad. No:137 Kat:3 (Özbağ Market Üstü)
Bağcılar - İstanbul

Tel: 05372482306 - 05548925479

Anahtar Danışmanlık İletişim

Follow us on Twitter
Şu anda 1 ziyaretçi çevrimiçi